Herkese merhaba. :) Bu gece saat 2 civarlarında Ben Howard olma hayalleri kurarken hangi kitabı okuyacağıma karar vermediğimin farkına vardım. Elimde çok fazla seçenek vardı ve bir türlü seçemiyordum. Bazı insanlar ani kararlar alır ya. Mesela okuduğu bölümü bırakıp tekrar sınava hazırlanır ya da işten ayrılıp dünya turuna çıkar. Benimde aldığım ani karar Kıyametin Koz Kartları'na başlamak oldu. Galiba kitaplarım içinde en son okumayı düşündüğüm kitap buydu ama birden elime aldım ve başladım. Kısacık bir kitap olmasının ve akıcılığının da sayesinde az önce kitabı bitirdim. Önceki yazılarımda da belirttiğim gibi pek sevgili Corwin bu kitapta yok. Onun yerine başka bir anlatıcıyla seri devam ediyor. Kitap hakkında yorumlarıma geçmeden önce şunu da belirtmek isterim ki bu kitap hakkında spoiler vermeyeceğim ama ilk beş kitap hakkında spoiler olabilir. Önceki kitapları okumadıysanız bu yazının kalanını okumayınız lütfen. Neyse anlatıcının değişimi ister istemez insanı tedirgin ediyor. Helede çok sevdiğiniz bir kişiden ayrılacağınızı bilmek daha da kötü oluyor. Neyse ki yabancıya vermemişler ipi. Yeni anlatıcımız Corwin'in Merlin. Babası kadar zeki değil ama idare değil. Hem daha genç o da zamanla olgunlaşacak. Merlin'in her yıl belli bir zamanda öldürme teşebbüsüne uğruyor. Yine aynı tarihte öldürülmeyi beklerken eski kız arkadaşı Julia'nın öldürülmesiyle iyice işin içinden çıkamaz hale geliyor. Yaptığı incelemeler sonucunda Julia'nın bir şeyler bildiğinin farkına varıyor. Yukarıda Merlin için babası gibi zeki değil demiştim. Gözünün önündeki şeyleri görmüyor resmen Merlin. Bir insan bu kadar mı saf olur ya? Seni birileri uyarmış şöyle böyle yapma diye ama hala kafasına göre hareketler yapıyor. Kaderi de babasınınkine benzeyecek çocukcağızın. Bu arada Amber'de de olaylar karışık. Bir suikast telaşı var ortalıkta. Yine herkesden şüphelenmeye başlıyorsunuz. Zaten bu serinin sevdiğim yönü de entrika dolu olması. Kime güveniyorsanız ihanet ediyor. Hep bir çıkar peşindeler. Kitap boyunca hep bir sır var. Sürekli merak ediyorsunuz. Onu açıklasalar başka bir şey çıkıyor.
roger zelazny etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
roger zelazny etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
11 Şubat 2015 Çarşamba
9 Kasım 2014 Pazar
Amber Yıllıkları-5
Artık seriyi yarılamış bulunuyorum. Seriye başlamadan önce baktığım yorumlarda serinin ilk beş kitabını Corwin'in gözüyle anlatıldığını sonraki beş kitabın ise başka birinin gözüyle anlatıldığını okumuştum.Tabi o zaman umursamamıştım. Buz ve Ateşin Şarkısı gibi olacak diyordum kafamda. En sevdiğim Tyrion bölümünden en sevmediğim Brienne bölümüne geçisin daha hafif bir şekili olacaktı ama olmadı. Hiçbir zaman Tyrion'ı bıraktığım için üzülmemiştim ama az önce Corwin'i bırakınca inanılmaz bir şekilde üzüldüm.Çok alışmıştım ona.Küfürlerini,dövüşlerini,aşklarını onunla birlikte bende yaşamıştım ama derler ya her güzel şeyin bir sonu vardır-Böyle miydi?- Belki yeni anlatıyıcıyıda seveceğim ama Corwin her zaman aklımın bir köşesinde yer alacak.Üzüntümü burada bırakıyorum ve kitapla ilgili yorumlarıma geçiyorum. Çok güzel dört kitaptan sonra aşırı sıkıldığım bir 120 sayfa okudum. Her zaman yolculukla geçen kitaplardan sıkılmışımdır İşte o 120 sayfanın çoğu yolculukla geçince bayağı sıkıldım. Neyseki kalan sayfalar tekrar bu serinin okuduğum en iyi serilerden biri olduğunu kanıtladı. Dördüncü kitabın şaşırtıcı sonundan sonra artık pek tersköşe yapılmayacağını düşünmüştüm ama yanılmışım. Ne zaman bir şeye imkansız desem bu kitapta oldu.Roger Zelazny artık imkansız dememeyi öğretti bana.Bu kitapta en çok hoşuma giden şey ise Corwin'in kardeşlerine duyduğu sevginin kitaba yansımasıydı.Son bölümdeki kardeşleri hakkında ki yorumları beni duygulandırdı. Şuan Corwin sanki hiç görünmeyecekmiş gibi konuşuyorum ama bu konu hakkında bir fikrim yok. Belki arada sırada bir ağacın kökünde uyurken rastlayabiliriz. Tabi ağaçtan izin alabilirse.
Serini ilk 100 sayfasında seriye ara vereceğimi düşünmüştüm ama bitirince kararım değişti. En kısa zamanda altıncı kitabı okuyacağım ve yorumlayacağım. Elveda ve merhaba.
6 Kasım 2014 Perşembe
Amber Yıllıkları-4
Amber Yıllıkları serisinin 4. kitabını az önce bitirmiş bulunmaktayım. Kitabın bitimine 10 sayfa kala kitap hakkında yarın bir şeyler yazarım diye düşünüyordum ama öyle bir sonu vardı ki sıcak sıcak yazayım dedim.
3. kitap nasıl bittiyse hiçbir zaman atlaması yapılmadan başlıyor. Merak uyandırıcı bir sonla bitmişti ve daha da merak uyandırarak devam ediyor. Çok ilerlemeden şunu belirteyim kitabın başlarında Corwin geçmişin bir özetini yapıyor bize. İlk 3 kitapta ne olduysa hepsini gayet güzel bir şekilde anlatıyor. Yani direk 4. kitaptan başlayabilirsiniz-ciddiye almayın- Tabi kitap ilk kitaplara kıyasla daha az aksiyon içeriyor ama tam tersi şekilde entrikanın dibine vuruyor. 2. bölümde anlatılan olayı ileriki bölümlerde başka biri daha değişik bir şekilde anlatıyor. Tabi kime güveneceğinizi bilemiyorsunuz.Zaten kimseye güvenmeyin!!! Ben güvendim de ne oldu? İşte entrikanın bol olduğu bir kitap olmuş.Bu entrikaları anlayınca kitabı daha iyi anlamaya başlıyorsunuz. Biraz geç oldu ama ben evreni bu kitapta tam olarak anladım hatta ilk üç kitabı biraz körlemesine okuduğumun farkına vardım. Neyse ki geç olmadan düzelttim durumu. Bu kitapta hoşuma giden diğer şey ise Amber'den Gölge Yeryüzü'ne geçişler. Bu geçişler sırasında kitap fantastik bir roman olmaktan çıkıyor ve şiir kitabına dönüşüyor. Niran Elçi gerçekten güzel bir iş çıkarmış keşke aynı başarıyı kapak tasarımında da gösterebilselerdi. Kitap hakkında pek birşeyde yazamıyorum çünkü kitap 204 sayfa ve yazacağım şeyler spoiler olabilir. O yüzden son cümlelerimi yazıyorum. Bence ilk dört kitap arasında en iyisi Oberon'un Eli'ydi. İnanılmaz şaşırtıcı bir sonla bitti. Vizelerimi umursamayacağım ve en kısa zamanda beşinci kitaba başlayacağım. İyi okumalar...
3 Kasım 2014 Pazartesi
Amber Yıllıkları 1-2-3
İlk kitap incelememle karşınızdayım. İçimde garip bir heyecan var nedensizce. Yazdıkça geçeceğine inanıyorum. Kitap yorumuma geçmeden önce bu seriye başlamadan önceki sürecimle ilgili yazmak istiyorum. Liseye başladığımdan beri sürekli kitap okurum. Bazı aileler çocuklarına kitap okumadıkları için kızarlar benimkiler tam tersi şekilde kitap okuduğum için kızıyorlardı. 5 yıl boyunca aldığım her kuruşu kitaba yatırdığım için ailemden bazı tepkiler aldım. Neyseki ilk seferinde üniversiteyi kazanamamamın nedenini bilmiyorlar. Onunda sebebinin kitap okumak olduğunu bilselerdi aramızda güzel bir tartışma çıkabilirdi.İşte böyle bir 5 yıl geçirdim ve 6. senemde kendi kendime ''Doğukan yeter artık kitap okuduğun artık ders çalışma zamanı'' dedim ve kitapları bıraktım. İşte böyle bir yıl geçirdim.Üniversiteyi kazandım ve tekrar kitaplara dönmeye karar verdim. Bu duygusal bir dönüş olacaktı,gözyaşları dökecektik,sevgi kelimeleri karşılıklı sarfedilcekti ama hiçbir şey eskisi gibi değildi. Kitaplara odaklanamıyordum. Uzun bir süre yanlış tür seçtiğimi düşündüm. Birçok şey denedim ama eskiye dönemedim. Ta kiiiii Amber Yıllıkları ile karşılaşıncaya kadar. Bir forumda bu kitap için Buz ve Ateşin Şarkısı'ndan daha fazla entrikalı denildiğini görmüştüm kii ben entrikaya bayılırım.İşte bu seriye başlama hikayem böyle.Anlattıklarımla sizi sıktıysam affola. Şimdi kitap hakkımdaki yorumlarıma geçebilirim.
Serinin ilk üç kitabını tek seferde incelememin sebebi tek cilt şeklinde yayımlanmış olmasıdır. Kitabın konusuna kısaca değinmiş olmak gerekirse klasik taht kavgaları.8 tane erkek kardeş-yanlış hatırlamıyorsam-babalarının yokluğundan istifade ederek Amber tahtına çıkmak için uğraşıyorlar. Konu klasik olsada çok güzel bir şekilde işlenmiş.Taht kavgaları denilince insanın aklına eski çağlar gelir ama bu serimizde kitap tamamen eski çağlarda geçmiyor. Bir bakıyorsunuz bizim dünyamızdalar sonra tekrar Amber'de. Bizim dünyamız dahil diğer mekanlar Amber'in bir Gölgesi olarak geçiyor. Kısacası herşeyin merkezinde Amber var. Ben Kara Kule serisine başladığım zaman oradaki Orta Dünya'da günümüzden eşyalar bulunmasını hiç iyi karşılamamıştım. Hatta ikinci kitapta -spoiler olabilir diğer cümleye geçebilirisiniz ama çok ağır değil :)-kahramanımızın bizim dünyaya geçiş yapması beni kitaptan soğutmuştu. Bu nedenle Amber Yıllarına başlamadan önce bazı önyargılarım vardı ama önyargılarımı Roger Zelazny yıktı resmen. O geçişleri mükemmel bir şekilde işlemiş. Kitabın giriş bölümü okuduğum kitaplar arasında en iyi giriş bölümü olabilir.Kahramanımız gözünü hastahanede hafızasını kaybetmiş bir şekilde uyanıyor ve ortalığı yıkıyor. İlk kitap bazı şeyleri hemen anlayamamıştım. Gölge olayını hele uzun bir süre anlayamadım.İkinci kitapta olayları daha iyi anlamaya başladım ve kitap daha fazla hareketlenmeye başladı. Hatta öyle bir sonu varki şok olarak okumuştum. Zaten o son bölüm kitabı benim gözümde yüceltmişti. Yazar ters köşe yapmayı o sonla bırakmadı tabi. 3.kitapta daha da ileriye götürerek beni birkez daha şaşırttı. George Martin okuyan varsa acımasızca karakterleri öldürdüğünü çok iyi bilir. Korkarım ki Roger Zelazny'de de aynı huy var. Kitapta ki ani ölümler kitaba daha fazla odaklanmamıza neden oluyor. Kitap hakkında fazla bir bilgi vermediğimin farkındayım ama kitabın heyecanının kaçmasını istemiyorum. Kesinlikle tavsiye etttiğim bir seri. Diğer kitapları ise okuduğum an burada yorumlayacağım.Okuduğunuz için çok teşekkür ederim.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


