stephen king etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
stephen king etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Mayıs 2015 Cuma

Dolores Claiborne- Stephen King



Herkese merhaba. :) King'in  merak ettiğim bir kitabıyla daha karşınızdayım. Aslında Diriliş'i okuyacaktım ama kitapyurdu ön sipariş nedir tam olarak bilmediği için iki gün daha bekleyeceğim. Gölge Yükseliyor'a da başlamadım çünkü 1000 sayfa ve Diriliş gelene kadar bitiremem diye düşündüm. Eee bu arada da boş durmak olmaz dedim ve Dolores'e başladım. 231 sayfalık incecik bir kitap. Daha önce bölüm bitmeden kitabı bırakmadığımı söylemiştim. Bu kitapta da bölüm yok. O yüzden kitaba  başladım ve kitabı  hiç bırakmadan bitirdim.
Kitap klasik King kitaplarından çok farklı. Her zaman alıştığımız fantastik ya da korku ögeleri bu kitapta yok. Bu kitap için bir aile dramı diyebiliriz aslında. Dolores'in başından geçen olaylar anlatılıyor. Tabi bu olaylar Dolores'in ağzından anlatılıyor. Hatta komple Dolores'in ağzından anşatılıyor. Dolores masal gibi anlatıyor biz dinliyoruz. Araya kesinlikle başkalarının konuşması girmiyor. İlk başladığımda kavrayamamıştım ama anlıyorsunuz bir süre sonra.
Kitap Dolores'in sorgulanmasıyla başlıyor. Yıllardır Dolores'in işvereni olan Vera'nın ölümü sonucu sorgulanıyor. Sorgulamanın başlamasıyla birlikte Dolores geçmişten başlayıp o güne kadar bütün olayları anlatmaya başlıyor. Kocasının ölümüne de bu arada değiniyor. Bayağı kötü bir bir evlilik geçiriyor Dolores. İçkici ve dayak atan kocası var. Ancak Dolores çok güçlü bir karakter. Bu tür seylere pabuç bırakacak biri değil. Neyse çokta derinlere inmeyelim. İşte Vera ölünce Dolores şüpheli konumuna geçiyor ve sorgulanıyor. Vera hakkında da söylenenlere katılmıyorum. Bence kötü bir karakter değil. Tabi yaptığı  iğrençlikler var ama geçmişinde yaşadığı olaylar yüzünden bunları pek takmadım. Bazı takıntıları var sadece.
Konu aslında çok klasik. İçkici bir koca, hizmetçilik yapan kadın. Bu klasikliği anlatım bozuyor. Kitabın dili çok güzel ve Dolores çok eğlenceli anlatmış bence. Arada ettiği küfürler, sorgucularıyla muhabbetleri kitaba artı bir yön katmış. Konunun ilerleyişi de klasik ama sonu kesinlikle klasik değil. Bana göre çok şaşırtıcı bir sonu vardı.
Kitabın birde filmi varmış. Normalde hiç izlemek istemem ama bu sefer filmini çok merak ettim. En kısa zamanda da izleyeceğim. Yalnız Yaprak Dökümü'nün yapımcıları bunu dizi yapsaydı 10 sezon sürerdi. Malzeme bayağı bol.
Kitap hakkındaki yorumumda bu kadar. Pazartesi günü finallerim başlıyor. Bütlerle birlikte 10 Haziran'a kadar sürecekmiş. O yüzden bu aralar kitap okumayı biraz azaltacağım. Hepinizi bol okumalar dilerim. :)

13 Nisan 2015 Pazartesi

Christine-Stephen King


Herkese merhaba. :)  Cumartesi günü sonunda vizelerim bitti. Artık nasıl geçtiğini falan önemsemiyorum. Asıl önemli olan bitmesi. Vizelerde bitince tekrar kitap okumaya döneyim dedim. Aslında Zaman Çarkı'na devam edecektim ama ikinci kitabı daha  gelmediği için devam edemedim. O arada da boş kalmamak için  King okumaya  karar verdim. King okumayalı bir ay olmuş .Nasıl özlemişim anlatamam. O özlemle de hemencecik bitirdim kitabı.
Kapaktan da anlaşılacağı gibi kitap arabalarla ilgili. Arnie'nin külüstür denilebilecek bir arabayı almasıyla ilgili bu kitap. Arnie pasif bir karakter. Okulda diğerleri tarafından ezilen ama bunlara sesi çıkmayan biri. Tek arkadaşı da Dennis. Olaylarda Dennis'in gözünden anlatılıyor. Kitabı bu kadar çok beğenmemin bir nedeni de bu. Dennis çok samimi bir karakter. Arnie'yle alay etmemesi, sürekli koruması, şakaları falan çok hoşuma gitti. Arnie ise diğerleri tarafından küçük görülse de aslında çok kafadar biri. Ancak çok pis bir ailesi var. Belkide Arnie'nin okulda bu kadar ezilmesinin sebebi ailesidir. Çocuklarına sanki bir köleymiş gibi davranıyorlar, kendi düşüncesi yokmuş gibi. Ancak bütün bunlar Arnie'nin Christine'yi alması sonucu değişiyor. Çünkü araba eski sahibinin ruhunu taşıyor. Eski sahibi ise Roland D. King böyle şeyler yapınca çok mutlu oluyorum. :) Roland karakteri ise Kara Kule'nin tam aksine çok pis biri. Sürekli sinirli gezen bir karakter. İşte Arnie'de bu arabayı alınca olaylar başlıyor.
Kitap öncelikle çok akıcı. Çünkü direk olayın içine giriyorsunuz. Zaten King'in dili de işin içine girince beğenmemek elde değil. Arnie'nin karakterinin değişimi de çok güzel işlenmiş. Anbean o değişimi takip edebiliyorsunuz.
Kitaba başlamadan önce okuyan birkaç arkadaşımın kitaptan korktuklarını duymuştum. Ama ben kesinlikle katılmıyorum. Korkuyla alakalı hiçbir şey yok. Yine araba temalı olan Buick 8 korkunçtur ama Christine değildir. Buick 8'i okurken sürekli tedirgin oluyordum, stres yapıyordum.
Kitap ne kadar güzel olsa da beğenmediğim bir nokta var. Tabi bu King ile ilgili değil. Her zamanki gibi çeviriyle ilgili. Galiba Türkiye'de çevirisine en dikkat edilmeyen kitaplar King'indir. ''Bana gereksinmesi olursa gelir.'' Ya şu gereksinmesi sözcüğünü neden sürekli kullanıyorlar ki? Sadece ben mi bu kadar rahatsız oluyorum? Yani ihtiyaç demek bu kadar mı zor? Kitap çok güzel ama o kelimeyi her duyduğumda sinirden kitabı bırakıyordum. İşte bu çeviri rezaleti haricinde kitap çok güzeldi. Kitabın gidişatında klasik şeyler olabilir ama kitabı King'in yazmış olması onları görmenizi engelliyor.
Kitap hakkındaki yorumum bu kadar. Bu aralar sizi sürükleyecek, bir gecede bitirmeye zorlayacak bir kitap istiyorsanız kesinlikle öneririm. Okuduğunuz için teşekkürler. İyi günler. :)
Dikkatimi Çekenler
''Oğlum, sen başkalarının sözlerinde hikmet arayacak yaşta değilsin. Sadece kendi düşüncelerini beğenebilirsin. Ama sana şunu söyleyeyim. Düşman olan sevgidir.'' Başını salladı. ''Evet. Ozanlar sürekli olarak ve bazen de kasıtlı olarak aşkı yanlış tanımlarlar. Aşk celladın ta kendisidir. Aşkın gözü kör değildir. Aşk gözleri çok keskin olan bir yamyamdır. Aşk yiyip bitirir, çünkü hep açtır.''
Farkına varmadan ''Neyi yer?'' diye sordum.
''Dostluğu yer.'' diye yanıtladı.  

6 Mart 2015 Cuma

Rüyalar ve Karabasanlar-Stephen King


Herkese merhaba. :) Normalde ben hikayelerden oluşan kitapları pek sevmem. Ancak King okuduktan sonra bu düşüncem değişti. Hikayeleri okumak ayrı bir zevkli oluyor. Bu kitapta 8 ayrı hikayeden oluşuyor.
1-Dolan'ın Cadillac Arabası
2-Küçük Çocuklara Katlanmak Güçtür
3-Gece Pilotu
4-Popsy
5-İthaf
6-Benim Sevgili Tayım
7-Maple Sokağı'ndaki Ev
8-Oynayan Parmak

Kitap zaten kısacık, 250 sayfa civarında. İçindede 8 ayrı hikaye var. Yani hikayelerde bir derinlik beklemedim. Bir tane hikaye 15 sayfa gibi bir şeydi galiba. O yüzden pek detaya girmeden anlatacağım bu kitabı.

4 Mart 2015 Çarşamba

Kujo-Stephen King



Herkese merhaba. :) Okulun başladığı şu günlerde okuma hızım çok düştü. Eve gelince yorgunluktan kitap okumaya zaman ayıramıyorum. Okul temposuna alışana kadar biraz daha az okuyacağım galiba. Neyse bu arada iki tane King kitabı okudum ve ikisininde yorumunu tek bir seferde yapacağım. Hatta birini çok az yorumlayacağım. Nedenini aşağıda yazarım.

Kujo gelince inanılmaz bir okuma isteği doğdu içimde. Kitap çok akıcı olmasına rağmen okumam üç gün sürdü. Bu arada otobüslerde kitap okumaya da alıştım. Eskiden hiç okuyamazdım ama bu günlerde en çok otobüste okuyorum. Gayette hoşuma gitti. O motorun sesi kitaba odaklanmamı sağlıyor. Zaten evde de en çok elektrik süpürgesi çalışınca okuyabilirim.

27 Şubat 2015 Cuma

Buick 8-Stephen King


Herkese merhaba. :) Bildiğiniz üzere bu aralar Ateş serisini okuyordum. Serinin son kitabı kalmıştı sadece. Gölge Ateşi'ne de başladım. Hatta 200 sayfa falan okudum. Ancak bırakmak zorunda kaldım. Nedeni kitabın kötü olması değil, çok güzel devam ediyor. Kitapta sevmediğim bir şey oldu. Sinirden bırakmak zorunda kaldım. Sinirim geçtiği zaman okumaya devam edeceğim. İşte bunları yaşarken birden King okumak aklıma geldi. Nasıl özlemişim anlatamam. Yıllardır ayrı kalmışız gibi hissettim kendimi.

Buick 8 beklediğimden  çok farklı çıktı. Konusu hakkında hiçbir fikrim olmadığı için şaşırttı beni. Arabalı bir kitap olunca konuşabilen bir araba bekliyor insan. Sahibine kötü fikirler aşılayıp uçuk şeyler yaptıracağını sanıyordum. Ona buna çarpıp kötü adam gülüşüyle sokaklarda dolaşan bir Buick 8 bekliyordum. Alakası yokmuş. Kitabın çok daha gizemli bir havası var.

9 Şubat 2015 Pazartesi

Eğlence Parkı-Stephen King


Herkese merhaba. :)  Öncelikle bugün kısa bir yazı yazacağımı belirtmek isterim. İçimde nedensizce bir kırgınlık var. Tuşlara basarken bile acı çekiyorum hepinizden özür dilerim. King okuduğum şu günlere bana önceden saçma gelen ancak şuan yapacağım bir şey gerçekleşecek. Ama önce kitabımızın konusuna geçelim. Kitabımızın kahramanı Devin üniversite öğrencisidir. Sevdiği de bir kız var ki Allah düşmanımın başına vermesin. Mıymıntı insanlardan nefret ederim ve Wendy tam bir mıymıntıydı. Wendy ile ayrılmaları sonucu ise Dev geçici bir iş arayışına giriyor. Şans eseri de Eğlence Parkı'nda bir iş buluyor. Bu parkta zamanında bir cinayet işlenmiştir. Dev ise fazla merakın iyi bir şey olmadığını öğrenmediği için bu cinayet ile ilgili bilgi toplamaya başlar. Ha şunu da söylemeden edemeyeceğim katili hemen buldum. Katilin inanılmaz ortada olduğunu düşünüyorum. Tabi kitap ''katil bulmaca'' temalı olmadığı için pekte önemsemedim. Çünkü cinayetin incelenmesinde önce daha başka olaylar oluyor. Dev işe giderken sürekli bir çocuğa el sallar ve karşılık alır. İşin ilginç tarafı annesi hiçbir zaman karşılık vermez. Annesini de sevmedim zaten.Ne yaşamış olursa olsun nezaketsiz insanlara garezim var. Dev bu hayatına devam ederken parkta birazda ünlü olur, bununda yardımıyla cinayete daha fazla yoğunlaşabilir. Konu hakkında bu kadar yazdığım yeter, akıcılığa geçeyim birazda. Kitap oldukça akıcı ama uzatılmış mı sorusunu aklıma getirdi. İncecik kitap be kardeşim nesi uzatılmış diyebilirsiniz ama baştaki konuların biraz fazla işlendiğini düşünüyorum. Yani parktaki günler daha kısa tutulabilirdi. King denince akla gelen genellikle ''korku'' oluyor. Öncelikle buna katılmadığımı belirteyim. Çok fazla King kitabı okumadım ama okuduklarım içinde korku türünde çok az kitap vardı. Yani her King kitabı için ''Bu ne yea, hani korku yazıyordu bu adam?''  demeyin. Bu kitap için korku unsuruna gelecek olursak kısa kısa gerilim bölümleri vardı. Şöylede bir şey var, ben yapay her şeyden korkarım. Yapay derken mesela bir kitapta çok küçük bir korku bölümü varsa ben hemen korkarım. Gerçek hayatta mezarlıkta yatar yine korkmam(sallıyorum) ama kitaplarda durum böyle. Neyse kısa yazacağım demiştim ve kitap hakkımdaki görüşlerimi burada bitiriyorum.


6 Şubat 2015 Cuma

Kubbenin Altında-Stephen King




Herkese merhaba. :) Uzun zamandır merak ettiğim kitabı sonunda okuma fırsatı buldum. Kitabın 1024 sayfa oluşu başlamadan önce beni korkutsa da akıcılığı sayesinde zorlanmadan okudum. Çoğunuz biliyorsunuzdur ki Kubbenin Altında'nın birde dizisi  var. Ben daha önceden 1. sezonunun sezon finaline kadar izlemiştim. Belkide hayatımda izlediğim en kötü dizi olabilir. İnanılmaz sıkılmış ve bırakmıştım. Konu olarak ilgi çekici olabilir ama iyi işleyebildiklerini düşünmüyorum. İşte konunun o ilgi çekiciliği beni kitabı okumaya zorladı. Şunu da belirtmek gerekir ki ben hiçbir zaman kitabı olan dizi yada filmi izlemem. Ancak bunda kitabın varlığından haberim olmadığından 1 sezoncuk spoiler yemiş olabilirim. Neyse ki kitapla dizi bana çok farklı geldi. Belkide diziyi tam hatırlayamadığım için spoiler olan yerleri anımsayamamış olabilirim. 

Kitapta 50 civarı insan 3 tanede köpek var. O 50 civarında ki insanların adlarını bir kere bile  karıştırmadım ama o 3 köpeğin adlarını durmadan karıştırdım. Kitabın ilk sayfalarında karakter listesi var. İlk gördüğümde kafamda tutamayacağımı düşünmüştüm. Neyse ki sorun olmadı.

2 Şubat 2015 Pazartesi

Çağrı-Stephen King


Herkese merhaba. :) Tüm hızımla Stephen King okumaya devam ediyorum. Belki eski hızıma oranla yavaş okuyor olabilirim ama son zamanlarda eski hızıma biraz yaklaştığımı hissediyorum.  Çağrı'yı çok daha erken bitirebilirdim aslında. Hem akıcı dili hemde yazıların büyüklüğü okumayı kolaylaştırıyordu. Ancak kitabın basımı hızlı okumamı bayağı etkiledi. Yazılar sayfanın başına çok bitişikti. Çok az boşluk bırakılmıştı. Haliyle kitabı biraz açmak zorunda kalacaktım. Eee buda yapacağım son şey olacağı için okurken zorlandım biraz. Zaman zaman kitapla aramda 15 cm aralık bile bulunmuyordu. Bu olumsuzlukları takmadım ve kitabı bitirdim.

30 Ocak 2015 Cuma

Tepki-Stephen King



 Stephen King'in bir kitabını daha geride bırakmış bulunuyorum. Son bir aydır sürekli King okumama rağmen bir kere bile pişman olmadım. Belki Bay Mercedes'i biraz beğenmemiş olabilirim ama King'e hayran kalarak serüvenime devam ediyorum. Bay Mercedes'i de beğenmememin sebebi polisiyeyi pek sevmemem. Klasik polisiye artık hoşuma gitmiyor. Neyse onu geçelim ve Tepki'ye yoğunlaşalım. 

 Andy ve Vicky üniversite okuyan iki genç. Her üniversitelinin rastladığı bir şey başlarına geliyor. O iğrenç para sıkıntısı. Şuan neden daha fazla kitap alamıyorum? Çünkü para sıkıntım var. İşte bu iki gençte para sıkıntısına düşünce bir deneyde gönüllü olmaya karar veriyorlar. 200 dolar karşılığında bir ilaç denemesinde gönüllü oluyorlar ve başlarına gelmeyen kalmıyor. Buradan anlıyoruz ki öyle ''Gel canım bunların bir zararı yok, 200 dolar kazanacaksın'' diyen insanlardan hemen uzaklaşmamız gerekiyor. Belki Türkiye'de bu denemeler sonucu süper güçlere sahip olamazsınız ama ondan sonraki yaşamınıza tek böbrekle devam edebilirsiniz. Andy ve Vicky deney sonrasında ilişkilerini ilerletiyorlar ve evleniyorlar. Bunun sonucunda kapakta görünen tatlı(!) Charlie dünyaya geliyor. Kitapta kız çok tatlı ama kapakta çok çirkin ve korkunç göstermişler. Charlie'nin özelliği ise ateş çıkarabiliyor. Konu olarak inanılmaz ilgi çekici bir kitap. Zamanında bu tür şeyleri çok araştırmıştım. Kendiliğinden yanan insanlar falan her zaman çok ilgimi çekmiştir. 

25 Ocak 2015 Pazar

Zifiri Karanlık Yıldızsız Gece-Stephen King


''Bir insanı tümüyle tanımak mümkün mü?
  Bu bizim en sevdiğimiz kişi bile olsa...''

 Herkese merhaba.:) Tüm hızımla King okumaya devam ediyorum. Artık bırakacağım ya da bir tanecik daha okuyacağım demeyeceğim. Çünkü başka bir yazarın kitabına başlamak hiç içimden gelmiyor. Arada Dune'a başlayabilirim belki ama ondan sonra King'e devam edeceğim.

 Zifiri Karanlık Yıldızsız Gece dört tane uzun hikayeden oluşan bir kitap. 1922, Koca Şoför, Adil Uzatma, İyi Bir Evlilik adlı dört hikayeden oluşuyor. Hepside birbirinden güzel hikayeler.

 1922 kitabın ilk hikayesi. Kahramanımız Wilfred her insanın içinde başka birinin, bir yabancının olduğunu düşünüyor. Karısı Arlette'ye babasından bir arazi kalıyor. Arlette bu arsayı satıp şehre taşınmak istiyor ama Wilfred  buna karşı çıkıyor. İşte tam bu olaylar meydana gelirken Wilfred'in içindeki yabancı ortaya çıkıyor. Karısını bu işten vazgeçirmek için bazı yöntemlere başvuruyor Wilfred. Bu yöntemler sonucu hayatı hiçbir zaman eskisi gibi olmuyor. Dört hikayeden en çok geren hikaye bu. Okurken tüyleriniz diken diken oluyor. King'in bu hikayeyi roman şeklinde yazmasını isterdim. Ciddi anlamda çok iyi bir temeli var hikayenin. Niyeyse bu hikayeyi okurken Uğultulu Tepeler aklıma geldi. Belki konu olarak çok farklı olabilirler ama hikayenin sonundaki duygusallık beni o günlere götürdü.

18 Ocak 2015 Pazar

Bay Mercedes-Stephen King

 

Stephen King'in polisiye denemesi kitabını az önce bitirdim. Hislerim tazeyken hemen yazmak istiyorum. O çok sevdiğim gerilim yazarı King polisiye yazmış, ben almaz mıyım dedim ve hemen aldım. Ne yazık ki olmamış. Polisiye yazmak istemişsin ama kitabın ikinci sınıf kitaplardan bir farkı yok. Olaylar tahmin edilebilir, karakterler klasik, gelişen olaylar klasik... Bu kitapta yazılanlarla yüz kitapta daha karşılaşabilirsiniz. Klasik bir emekli polis-suçlu çekişmesi var. Emekli polis Hodges üzerinde uğraştığı davayı çözemiyor, çözemeden de emekli oluyor. Olayın sanlısıyla tekrar karşı karşıya gelmesiyle suçlunun peşine düşüyor. Konuyu basit seçebilirsin ama sen basit yazmazsın King. Helede bu kadar itici karakterler yaratmazsın. Brady haricinde hepsi samimiyetsiz, beceriksiz, sorunlu ve ahmak tiplerdi. Sen diğer polisiye yazarlarına uymamalıydın. Buradan sonrası spoiler.  Kitap boyunca ters köşe bekledim. O son sayfalarda beni görmeliydin King. Çocuk gibi sevinçliydim, yerimde duramıyordum. O  bombayı patlatacağını biliyordum. Çünkü sen King'sin. O hissi bize yaşatacaktın ama sen ne yaptın. Gidip o sorunlu insana olaya çözdürdün. Bomba patlamadı, herkes mutlu mesut evine döndü. O polis eskisi zafer(!) kazandı. Spoiler bitti. 

Bu kitap hakkında daha fazla yazmak istemiyorum. Sadece unutmak istiyorum. Benim için büyük bir hayal kırıklığı oldu. İyi günler.

13 Ocak 2015 Salı

Duma Adası-Stephen King


 Herkese merhaba. Sadist'i bitirdikten sonra King okumaya biraz ara vermeyi düşünmüştüm. Okumadığım bütün tek tek çıkardım ve elemeye başladım. Kendi kendime ''Bak bu çok güzel kesin oku'' desem de hiçbirini okumak içimden gelmedi. ''Pöff King oku sanki ne olacak'' dedim ve Duma Adası'na başladım. İlk 100 sayfasını okumam çok uzun sürdü. Çünkü finallerim vardı. Cuma günü finallerim bitti ve iki günlük dinlenmenin ardından tekrar okumaya başladım.

 Edgar Freemantle inşaat alanında bir kaza geçirir ve hayatı alt üst olur. Kaza sonucu oluşan sakatlıklar ve ailesiyle yaşadığı sorunlar Edgar'ı kazadan sağ kurtulduğunu pişman eder. Bu sorunlardan kurtulmak içinde coğrafi bir değişikliğe yönelir. İşte bu değişim Edgar'ın yeni hayatını şekillendiriyor. Duma Adası'nda Büyük Pembe adını verdiği bir eve yerleşiyor. İşte Edgar'ın hikayesi böyle başlıyor.

4 Ocak 2015 Pazar

Sadist-Stephen King


Bu aralar okuduğum üçüncü King kitabıyla aranızdayım. Medyum'un Stephen King'in en kitabı olduğunu düşünüyordum. Kitabı bitirince karar verdim ki King'in en iyi kitabı Sadist. Medyum'u okumaya okumaya başlamadan önce Sadist'e başlamaya karar vermiştim. Nedensizce Sadist'i bırakıp Medyum'a başlamıştım. İyi ki o gün okumaktan vazgeçmişim. Çünkü King, Medyum'un sonuyla ilgili spoiler vermiş kitapta. O yüzden Medyum'u okumadan önce Sadist'e başlamazsanız iyi olur.


30 Aralık 2014 Salı

Medyum-Stephen King

''Kötü bir ay yükseliyor gökte
Çevrede belalar dolaşıyor
Depremler yıldırımlar görüyorum
Çok kötü şeyler görüyorum
Bu gece dışarı çıkma 
Hayatından olursun sonra
Kötü bir ay yükseliyor gökte.''

 Mutlu ailelerin korkulu rüyası Stephen King'in bir kitabını daha geride bırakmış bulunuyorum. Medyum ile 5-6 yıl önce tanışmıştım. O zamanlar korsan kitabın ne olduğunu bilmezken kitapçıda Medyum'u görmüştüm.
Hayvan Mezarlığı'nı okuyup tırsınca bir tane daha Stephen King kitabını görmem beni inanılmaz mutlu etmişti. Kitaba hemen başlayıp 50 sayfa okuyup korsan kitabın ne olduğunu iliklerime kadar hissetmiştim. 50. sayfadan sonra 100'e, 100'den 60'a atlıyordu kitap. Babamın ''Ben sana o korsandır demiştim'' temalı pis gülüşünden sonra kitabı iade etmiştim.İade etmiştim ama yıllarca Medyum'u unutmadım. Okuduğum 50 sayfa bile beni etkilemişti. İşte geçenlerde verdiğim Stephen King siparişine Medyum'u da ekledim. Okuduğum kitaplar bitince hemen başladım. 1 günde bitirmeyi düşünüyordum ama finallere çalışmak zorunda olduğum için bitiremedim. Biraz uzun süren bir okumanın ardından az önce kitap bitti. Tek kelime ile özetlemek gerekirse muhteşemdi ama tek kelimeyle özetlemeyeceğim.

15 Aralık 2014 Pazartesi

Stephen King-Şeffaf


 Herkese merhabalar. Uzun zamandır Stephen King kitabı okumadığımın farkına vardım ve bazı  kitaplarını sipariş ettim. Kitapçımda da Şeffaf'ı görünce hemen aldım ve okumaya başladım. Kitap çok heyecanlı olmasına rağmen son 100 sayfasını okumam çok uzun sürdü. Kalan son 20 sayfayı da dün gece bitirdim ve karşınızdayım.