2 Şubat 2015 Pazartesi

Çağrı-Stephen King


Herkese merhaba. :) Tüm hızımla Stephen King okumaya devam ediyorum. Belki eski hızıma oranla yavaş okuyor olabilirim ama son zamanlarda eski hızıma biraz yaklaştığımı hissediyorum.  Çağrı'yı çok daha erken bitirebilirdim aslında. Hem akıcı dili hemde yazıların büyüklüğü okumayı kolaylaştırıyordu. Ancak kitabın basımı hızlı okumamı bayağı etkiledi. Yazılar sayfanın başına çok bitişikti. Çok az boşluk bırakılmıştı. Haliyle kitabı biraz açmak zorunda kalacaktım. Eee buda yapacağım son şey olacağı için okurken zorlandım biraz. Zaman zaman kitapla aramda 15 cm aralık bile bulunmuyordu. Bu olumsuzlukları takmadım ve kitabı bitirdim.



John Smith paten kayarken bir kaza geçiriyor ve beyin sarsıntısı geçiriyor. O zamanlar olayı umursamıyor ve yaşamına devam ediyor. Yıllar sonra ise evine taksi ile dönerken bir kaza geçiriyor. Belli bir süre koma kalıyor ve lanetli bir güçle uyanıyor. İnsan kaza sonrası geçen dönemi okurken sıkılacağını düşünüyor biraz ama emin olun ki her sayfayı zevkle okuyorsunuz. Yapılan testler, egzersizler hiçbir şekilde okuyucuyu kitaptan uzaklaştırmıyor.

 John Smith'in gücü arka kapakta geleceği görme olarak geçiyor ama tamamen öyle değil. İnsanlara dokunduğu an sadece geleceği görmüyor, aynı zamanda geçmişte yaşanmış olayları da görebiliyor. Şu dokunarak geçmişi ya da gelecekteki olayları görme özelliğine sanki bir dizide daha görmüştüm ama hatırlayamadım. Neyse bu özellik tabi öyle güzel bir özellik değil çünkü insanlar John'a medyum gözüyle bakıyor. Bu şöhreti de John haklı olarak pek istemiyor.

Bu olaylardan etkilenen diğer kişilerde annesi ve babası. Babası hakkında pek konuşmak istemesem de annesi hakkında nefret sözcüklerimi kullanmadan edemeyeceğim. Bir insan bu kadar mı sığ düşünceli olur?
Oğlunun hayatta kalmasından tutun kazandığı güce kadar her şeyin tanrının bir lütfu olduğunu düşünüyor. O kadar sinir bozucu bir karakter ki yanınızda olsa pek iyi şeyler olmaz.

Kitapta iki ayrı olaydan daha bahsediliyor. Birincisi yaşanan cinayetler, ikincisi Greg Stillson. Greg inanılmaz hırslı bir karakter. Yükselmek için elinden gelen her şeyi yapabilen biri. Getirdiği yeni yöntemlerle bulunduğu yörenin halkını olumlu bir şekilde etkiliyor. Greg, John ve cinayetlerin nasıl birleşeceğini anlatmayacağım, işin heyecanı kaçar.

Kitapta mektupların olması beni mest etti. Bir kitapta mektup varsa o kitabı beğenmeme gibi bir durumum yok neredeyse. Tabi daha fazla olmasını isterdim ama buda yetti bana.

Konu bazılarına klişe gelebilir ama benim bu türde okuduğum ilk kitap olduğu için çok beğendim. Dilinin akıcılığı gibi unsurlarda araya girince hızlı okunabilir bir kitap oldu. Şu sadece King okuduğum günlerde hiç pişman olmadan ilerlemekte beni ayrı bir mutlu ediyor. King okurken yaşadığım en büyük sorun ise ne okuyacağımı seçmek. Hepsini okumak istiyorum ama sadece birini seçmek zorunda olmak sinir bozucu. Neyse daha fazla uzatmayayım ve yazımı bitireyim. Hepinize bol okumalı günler dilerim. İyi günler. :)

4 yorum:

  1. Kitabı çok açmaktan bende hoßlanmıyorum.Kitabın sırtı mahvoluyor.:(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynen. Şuan Kubbenin Altında'yı okuyorum, açarken içim acıyor.

      Sil
    2. Benim Mahşer'in sırtı gitti.

      Sil
    3. Ben çok az açıyorum, şuan sorun yok.

      Sil