paula hawkins etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
paula hawkins etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Mayıs 2015 Cuma

Trendeki Kız-Paula Hawkins


Herkese merhaba. :) Bildiğiniz gibi Zaman Çarkı'nı  okuyordum ama ara vermek istedim. Sevmediğimden ya da soğuduğum için değil sadece çok güzel gittiği için ara vermek istedim. Serinin bütün kitaplarını art arda okursam hem çabuk bitecek hemde diğer kitaplara vakit ayıramayacağımın farkına vardım. Merak ederek aldığım kitapları böyle kenarda köşede bırakmakta içime sinmeyince küçük bir veda yaşadık Robert Jordan ile.
Okumadığım kitaplar içinde hem en merak ettiğim hemde en merak etmediğim kitap Trendeki Kız idi. Çok saçma oldu ama açıklayacağım. Bildiğiniz üzere kitabın çok fazla reklamı yapıldı. İyisiyle kötüsüyle incelemelerde yapıldı ve kitaba olan merakım iyice arttı. Bu merakımın dizginleyen şey ise benim polisiye sevmiyor oluşumdu. Grange kitapları  haricinde polisiye kitapları okumak hiç hoşuma gitmiyor. Hiçbiri Grange kadar güzel yazamıyor sanki. İşte polisiyeye olan bu tavrım kitaba başlama süremi biraz uzattı. Neyse Zaman Çarkı'na ara vermeye karar verince de her şeyi bir kenara bıraktım ve kitaba başladım.
Yoruma başlamadan önce belirtmek isterim ki yazarın ilk polisiye kitabıymış Trendeki Kız. Okurken buna dikkat etmeye çalıştım. Hani kitabı beğenmesem direk ilk kitabı olduğu için böyle kötü olmuş gibi bir yorum yapacaktım. Ancak  yazarın ilk polisiye kitabı olmasına rağmen ben gayet beğendim.
Kitap her gün aynı trene binen Rachel üzerinden gidiyor. Trende yaptığı yolculuklar sırasında da camdan sürekli izlediği bir çift var. Kendi kafasından onlara isimler takıyor, işler uyduruyor. Ancak bir süre sonra izlediği çiftten biri kayboluyor. Onları sürekli izlemesinin ve gördüğü bazı şeylerden dolayıda yardımda bulunmaya karar veriyor. Kitabın konusundan bu kadar bahsedeceğim çünkü öyle aşırı kapsamlı bir konuya sahip değil kitap. Bahsetmek istediğim şey ise bu kitap gördüğü ilgiyi hakediyor mu? Herkesin dilinde bu kitap var, satış rekorları kırıyor. Peki bu kitabı diğer polisiye kitaplardan ayıran ne? Bana göre hiçbir şey.  Çok iyi bir polisiye okuru olmayabilirim ama neyin şaşırtıcı olup olmadığını anlayabilirim her halde. Öncelikle kitap şaşırtıcı değil. Arka kapakta ''En dikkatli okurlar bile, şaşırmaktan kendilerini alamayacaklar'' yazıyor. Reklam için yazılmışsa bir şey diyemiyorum ama ciddi anlamda yazılmışsa komik buluyorum. Kitapta şaşırtıcı herhangi bir kısım yok. Bana göre klasik bir polisiyeden öteye geçememiş kitap. Olayın suçlusunu düşünürken bile seçeneğimiz yok ki. Kafanızdan bir eleme yapıp direk suçluya ulaşabiliyorsunuz. Kitapta çok az karakter var ve kimin suçlu olmadığını direk sana söylüyor yazar. Arada küçük aksiyonlarla ters köşe yapmaya çalışsa da başarılı olamamış bence. Bu yönden başarılı bulamadım kitabı ama yinede beğendim. Özellikle atmosferi çok iyi kitabın. Hawkins o havayı, ortamı hissettirebiliyor size. Beni çok şaşırtan olay ise etrafta kitabı yarım bırakanları görmek oldu. Kitabın dili o kadar akıcı ki bir oturuşta bitirebilirsiniz. Ben akşam 5-6 gibi başladım kitaba ve az önce bitirdim. Zaten 359 sayfa ve olaya direk giriyorsunuz. Sürekli bir ilerleme kaydediyorsunuz ve bu sizi sıkmıyor. Neyse bırakanları tekrar okumaya davet ediyorum ve devam ediyorum. Kitapta ikinci hoşuma gitmeyen şey ise zaman geçişleri. Anlatıcı birden eski günlerden bahsetmeye başlıyor ve ne ara geçtiğini anlayamıyorsunuz. Hala şimdiki zamanda sanıp olayları karıştırabiliyorsunuz. En azından bu benim için öyle oldu. Belkide kendimi kitaba tam olarak verememiş olabilirim. Kısacası zayıf bulduğum yönleri olsa da beğendiğim bir kitap oldu Trendeki Kız. Ancak bu kadar reklamı hak etmiyor. Ben sürekli kitabı Marslı ile karşılaştırdım. Tarz olarak çok farklı kitaplar ancak son dönemlerde ikisininde reklamı çok fazla yapıldı. Marslı bunu hak etti ama Trendeki Kız kesinlikle hak etmedi.
Kitap hakkındaki yorumum bu kadar. Ayın on beşinde Stephen King'in yeni kitabı geliyormuş. Bu güzel haberi size veriyorum ve veda ediyorum. Sağlıcakla kalın. :)